Site Rengi

enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp hdp deva
DOLAR
8,0868
EURO
9,6881
ALTIN
451,02
BIST
1.409
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
20°C
İstanbul
20°C
Sağanak Yağışlı
Perşembe Sağanak Yağışlı
14°C
Cuma Çok Bulutlu
16°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
13°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C

Türkan Elçi: Arkamızda devlet gücü değil, bizimle yürüyen ölülerin sesi var

Türkan Elçi: Arkamızda devlet gücü değil, bizimle yürüyen ölülerin sesi var
03.03.2021 14:59
0
A+
A-

Tahir Elçi Davası’nda davaya katılma talebi daha önce reddedilen Türkan Elçi’ye bu defa laf verildi. Türkan Elçi, “Arkamızda devlet gücü değil, bizimle yürüyen ölülerin sesleri var.” dedi. Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Diyarbakır Sur’da çatışmalara aleyhinde basın açıklaması okuduğu sırada katledilmişti.

28 Kasım 2015 tarihinde basın açıklaması okuduğu sırada açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Diyarbakır Barosu’nun eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesiyle ilgili davada Elçi’nin eşi Türkan Elçi mahkeme heyetine müdahil olma talebinde bulundu.

Elçi “Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle kesintisiz beraber yürüyen ölülerin sesleri var tümü böylece.” ifadelerini kullandı. İddianamede Türkan Elçi, müşteki sıfatıyla yer aldı.

Türkan Elçi’nin mahkemedeki konuşması şöyle:

“Bilindiği üzere yüz otuz iki gün önce bu salonda uzun yılların ardındaki açılan bir ceza dosyasının yargı arayışının birincil adımları atılacaktı, umutluyduk. Beş yılı aşkın bir vakit da geçmiş olsa umutluyduk.

Toplumda yaşadığımız genel atmosfer düşünüldüğünde ‘umut’ sözcüğü birçok insan için inandırıcılığını yitirmiş olabilir, lakin gerçek bir mağdur hiçbir süre umut etmekten vazgeçmez vazgeçemez, çünkü umut onların yaşam dayanağıdır.

Birçok kayıp yakınından dinlediğim hikâyelerde gidenlerin günün birinde kapıdan içeriye gireceklerine, geri döneceklerine inandıkları gibi ben de adaletin tecelli etmesi gerektiğine her zaman inandım.

“SAYGI DUYDUĞUMUZ MAKAM BİZİ DIŞARIYA ATMAKLA TEHDİT ETTİ”

132 gün gün önce ‘yargı dağıtıcısı olarak addedilen makamınıza saygımız var, çünkü mağdur vekili olarak yapılan haksızlıkların adaletle buluşması için hukuka inanan bir insanın ruhunun duruşma duvarlarında izi var’ biçiminde meramımızı anlatacaktık, lakin saygı duyduğumuz makam bizi dışında atmakla korkutma etti.

Makamınıza birilerini salondan atma olanağı tanındığını bilebilecek durumdayız, lakin bir yetki vicdani ve empati gibi değerlerden uzaklaştığında ortada iletişimi koparacak ve güveni sarsacak bir kuvvet kalır.

Ama hukuk düzeni, güven duygusu içinde bir yaşamı vadeden bulunmaz bir nimettir. Benim gibi bir mağduru dışında atmakla tehdit etmek oldukça basit bir davranıştır, çünkü arkanızda bir mülkün heybetli gücü var.

“ARKAMIZDA BİZİMLE SÜREKLİ BERABER YÜRÜYEN ÖLÜLERİN SESLERİ…”

Bizim arkamızda ne devlet gücü ne devlerin gücü ne de sırtımızı yaslayacağımız duvarlarımız var. Bizimle kesintisiz beraber yürüyen ölülerin sesleri var tümü pek. Fakat bu da bilinmelidir ama bir mal ancak ve fakat adaletle güçlenir, adaletle ayakta kalabilir.

İnsan evladı var olalı peşine düşüp bulmaya çalıştığı en önemli iki taraflı değerlerin başında ‘adaletin’ geldiği de unutulmamalıdır. Albert Camus’nun anlatımıyla halk müziği, herkeste herkesçe benimsenen ortak değere dayanamıyorlarsa insan için insan anlaşılmaz kalıyor demektir.

Adaletin gerçekleşme imkânı bu salondadır, onu gerçekleştirme yükümlülüğü de bu makama düşmektedir. bununla beraber bu makamın, yükümlülüğünü yerine getirirken nesnel olduğu kanısını uyandırmak zorunluluğu vardır.

İlk duruşmada yöntem tartışması hususunda gösterilen direnç sanıkların salonda hazır bulundurulması konusunda da gösterilmiş olsaydı, yargılamanın sıhhatle yapılmasının olanakları yaratılsaydı, taraflara objektif yaklaşıldığına, adaletin tecellisi için çaba edildiğine kanaat getirilecekti.

Zımni de olsa bir yargıç, taraflara meylini hissettirdiğinde eşitlik ilkesinin varlığından dile getirmek ne derece içten olacaktır? Bir adalet makamı kendini adaletin hizmetinde yok de devletin bir memuru olarak görüyor ve sanık sandalyesinde devletin menfaati için çalıştığını iddia eden polisleri suçlama hususunda alıngan davrandığını hissettiriyorsa bunun keyfi bir yaklaşma olduğu, keyfiliğin vicdanları yaraladığı da bilinmelidir.

HAZRETİ ÖMER’İN EBU MUSA’YA GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Bir hâkimin meylini hissettirme konusunda Hz. Ömer, Ebu Musa’ya gönderdiği mektupta ‘Duruşma salonundaki yerlerinde ve duruşma anındaki bakışlarında taraflara eşit muamele et ki onlardan varlıklı olanlar haksızlık oluşturacağı zannını hissetmesinler, kuvvetsiz olanlar da adaletsizliğe uğrayacaklarını hatırlarına getirmesinler’ der.

Hâkimin tarafsız olması dek nesnel görünmesinin hissettirilmesi de tartma talep eder ve bu nedenledir fakat İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10’uncu maddesinde ‘Herkesin yargı ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine suç yüklenirken bütün bir şekilde davasının bağımsız ve objektif bir mahkeme göre hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır’ denilir.

Yargı makamından objektif, objektif, egemen ve başkalarından farklı tutulmamayı arzu etmek de biz vatandaşların en doğal hakkıdır ve adaletli yargılanma hakkımızın temelini oluşturmaktadır.

Bugün bizi bu salonda bir araya getiren ceza dosyasında maktul olarak yer alan, koca bir şehrin baro başkanı, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış Tahir Elçi; toplumun kaosa sürüklendiği, sokaklarda bombaların patlatıldığı, silahların gece gündüz susmak nedir bilmediği, masum insanların hasar gördüğü bir gidişata hiç kimsenin cesaret edip dur diyemediği bir anda yalnızca kendi insani duygularının etkisiyle ve savaşa karşısında durmak gerektiğine olan inancıyla son sözlerini dile getirdiği anda katledildi.

“İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMESİNİ DURDURMAK İÇİN HAYATIMI TEHLİKEYE ATMAMIŞSAM..”

Ölümler karşısında kendini sorumlu hissetmesi bana Karl Jaspers’ın bu sözlerini hatırlatır: ‘İnsanlar aralarında insan olmalarından gelen bir dayanışma vardır ve bundan ötürü herkese aleyhinde sorumludur bilhassa da kişinin tanıklığında işlenen yahut bilmiyor olamayacağı suçlara karşı. Bunları durdurmak için elimden geleni yapmıyorsam ben de suç ortağıyım demektir. Diğer insanların öldürülmesini durdurmak için hayatımı tehlikeye atmamışsam, sessiz kalmışsam kendimi hukuken, siyaseten ve ahlaken hiçbir şekilde anlaşılamayacak bir biçimde suçlu hissederim, bütün bunların peşinde hâlâ yaşıyor yaradılış bana kefareti ödenemez bir suçluluk yükler.’

Bugün ben de bu salonda bunu samimi olarak dile getirmek isterim ama; bir insan olarak insanların ölümünden duyulan mahcubiyeti yüreğinde hisseden bir baro başkanını katledenlerin cezalandırılması yönünde çaba etmememiz de bize kefareti ödenemez bir suçluluk yükleyecektir. Bu talep bir eşin talebi olduğu dek, bir suçun cezasız kalmaması için sıradan bir vatandaşın insani bir talebi olarak da kabul edebilirsiniz.

“BUGÜN BU SALONDA BİZİ BİR ARAYA GETİREN CİNAYETİN ACISI”

Yaşanan insanlık dramının aleyhinde kendini sorumluluk sahibi hisseden birinin, kaosa mahal verecek baskı dilini reddederek savaşa karşı olduğunu, savaşın taraflarından tereddütsüz samimiyet ve cesaretle dile getirdiği esnada katledilmesi toplumda akustik bulmuş, ölümü esefle karşılanmıştır.

Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayetin acısını dile getirip faillerin cezalandırılmasını istek ettiğim değin bu menfur cinayetin, toplumun üzerindeki tezahürünün de göz ardı edilmemesi gerektiği hususuna dikkat çekerek adaletin tecelli edeceği beklentisinin toplumun umudu haline geldiğini de belirlemek isterim.

Sonu bir mabedin ayakları aşağıda dramla biten bir senaryonun yazarlarının bulunup cezalandırılması huzur ve güven içinde bir ülkede yaşamamız açısından elzemdir. O daracık sokakta başrolleriyle, figüranlarıyla oynanan oyunun senaristinin, yönetmeninin, kurşunu sıkanın bilinemeyeceği veya işlenen suçun taksiren olduğu inandırıcı değildir.

Hukuk devleti ilkesi gereği, yaşadığımız mağduriyetin hukuksal çözümünü adalet mekanizmasına bırakmayı gerektirir. Yetkililerin yaşanan mağduriyet karşısında sessiz kalması, olanakların adaletin tecellisi için kullanılmaması, hukuka ve makamlara olan güveni zedeler.

İşlenen cinayetle kanayan yaranın onarılma görevinin yargıya düştüğü, ulus düzeninde karşılaşılan her türlü haksızlığın hak makamlarınca çözülebileceği, adaleti tesis edebilme rolüyle toplumsal barışın ve huzurun sağlanacağı unutulmamalıdır, adalet toplumsal yaraları adaletle onarma işleviyle mükelleftir.

Adalet makamlarının hak dağıtıcısı olarak tanrısallaştırılmış işlevini yerine getirmemesi, suçluların cezalandırılmaması neticesinde hak hanesinde tarih baştan başa hatırlanacak bir leke olarak yerini alacaktır. Davaya katılmama karar verilmesini talep ediyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

ataşehir escort kartal escort pendik escort ataşehir escort göztepe escort kadıköy escort ümraniye escort anadolu yakası escort kadıköy escort göztepe escort pendik escort kartal escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort tuzla öğrenci escort avrupa yakası escort bakırköy escort ataköy escort avcılar escort beylikdüzü escort maltepe escort maltepe 18 yaş escort maltepe 100 tl escort kartal escort erenköy escort maltepe escort 100 tl escort anal yapan escort çin escort fransız escort ataşehir escort göztepe escort maltepe escort kartal escort pendik escort escort bayan ataşehir escort çekmeköy escort istanbul escort acıbadem escort çekmeköy escort kurtköy escort maltepe escort pendik escort kadıköy eskort bostancı escort göztepe escort göztepe escort pendik eskort kurtköy escort kadıköy escort bostancı escort göztepe escort kurtköy escort pendik escort kartal escort çeşme escort urla escort anadolu yakası escort avrupa yakası escort sınırsız escort keçiören escort eryaman escort batıkent escort samsun escort terme escort atakum escort bostancı escort kadıköy escort akyarlar escort göltürkbükü escort gümbet escort dragos escort aydınlı escort kurtköy escort pendik escort