Site Rengi

enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp hdp deva
DOLAR
8,5492
EURO
10,0853
ALTIN
495,44
BIST
1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
29°C
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pazar Gök Gürültülü
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
33°C

İhanete uğradıklarını hissediyorlar… Anneler karar verme yorgunluğu yaşıyor

İhanete uğradıklarını hissediyorlar… Anneler karar verme yorgunluğu yaşıyor
07.03.2021 08:37
0
A+
A-

Toplumun her kesimi pandemiden psikolojik olarak ayrı ölçülerde etkilense de bir yılın sonunda her anlamda en çok yorgun düşenler anneler oldu. Onların bu süreçte yaşadıklarını ‘dermansızlık sendromu’yla anlatmak tatmin edici değil. The New York Times’a da yazılar yazar, psikiyatr Pooja Lakshmin kadın ruh sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir doktor olarak “Salgın sırasında tedavi ettiğim hemen hemen her anne ‘karar yorgunluğu’, hiddet ve güçsüzlük duygusuyla aleyhinde karşıya” diyor. Bu bir son dakika haberi yok.

Fakat Lakshmin sözlerine “Bu, tükenmişlik değil, toplumsal bir seçimdir. Anneler ihanete uğruyor” diyerek şöyle devam ediyor: “Annelerin tamamen ne hissettiğini ihanet sözcüğü anlatıyor. Bitkinlik, suçu bireye yükleyip annelere yeterince dirençli olmadıklarını söylerken ihanet ilk elden etraflarındaki kırık yapılara göze çarpan eder.” Bu yapılarla kastedilen şu; çoğunlukla sahada olmayan babalar, bir takım işverenler ve toplumsal yardım sistemleri…

Etrafında takviye alabileceği, sorumluluğu paylaşabileceği kişiler varken anneler yine de imkansız seçimlerle karşısında karşıya kalıyor: Virüse karşın çocuklarını okula gönderme-göndermeme kararı, işe gitmek-gitmemek ya da en basitinden evde bir anlık huzur bulmak için çocuklarını bir ekranın önüne oturtup oturtmamak.

Türkiye’de de şart bambaşka değil. Doktor Lakshmin’in söyledikleri hakkında görüşünü sorduğum anneler kararlaştırılmış: “Yorgunluk kronik, karar mecbur, ebeveynlik tek başına Don Kişot misali yel değirmeniyle uğraş, baba defalarca maça çıkmaya gönülsüz sakat oyuncu, varken yok… Annelik dünyanın en güzel duygusu fakat toplum yaşamanıza izin vermezse kanadı kırık kuş gibi çırpınıp duruyorsunuz.”

Çiğdem Baş Arbak’a ait bu sözleri ve hissettiklerini ben de yakınen tanıyorum. Gereken desteği, daha doğrusu ebeveynlik sorumluluğunun adaletli paylaşımını uzun süren çabalarım sonunda söke söke almış biri olarak, annelere kıyının diğer tarafından sesleniyorum. Her şeyi tek başınıza gerçekleştirmek yorgunluktan başka bir sonuç doğurmuyor.

Çevremizi bizlere biçilen annelik rolünün tersine ikna etmek kolay değil fakat içinde bulunduğumuz koşul fazla daha şiddet… Toplumun sırtını döndüğü biz annelerin yaşadığı karar verme yorgunluğunu yenebilmek için yapılabilecekleri alanında uzman isimlerle konuştum… Bu sefer bazı tavsiyeler sadece annelere yok çünkü halihazırda çoğu sorumluluğu kimsesiz üstlenmiş bu kadınlara başka listeler belirlemek adaletli olmaz. Uzmanların anlattıkları, başta ebeveynlik sorumluluğunu müşterek paylaşması gereken babalara, işverenlere, toplumsal takviye sistemlerine ve çocuk sesinden rahatsız olan komşularımıza yönelik.

ÇEVRESİNİ İKNA ETMEYE ÇALIŞIRKEN YORULUYOR

Büşra Tatari Çelik, bilirkişi klinik psikolog

Anneler çocukların sorumluluğunu üstlenmenin zorluğu yetmiyormuş gibi üstelik eşine ve destek alabileceği ama takviye görmediği çevresine bunu ifade etmeye çalışırken efor harcayıp yıpranabiliyor. Fakat son zamanlarda medyada ebeveynlerin çocukların yetiştirilişinde iki taraflı sorumluluklar aldığını gözlemliyorum. Bu örnekler bilinçli ya da örtük zihnimizin model almasında etkili olacaktır.

Annelerin bu süreçte yaşadığı ihanet duygusunun esas kaynağı; toplumsal kalıplar, kök ailelerinin (dünyaya geldiğimiz ev), çevrenin yüklediği değerler ve öznel yargıların hepsi. Kişinin zihnindeki parmak sallayan ebeveyn yapısı ne kadar katıysa pek zorlanması ve beraberinde tükenmiş hissetmesi de kaçınılmaz. Eğer kişide bu sistem katıysa ve olanı zihnindeki bu yargılara uydurmaya çalışıyorsa, işte ihanet içinde hissettiren şey tam da bu oluyor. Kişi anneliğini çocuğunun sinyallerini peşine düşüp takip ederek ya da kendisiyle evladının içinde bulunduğu koşulları düşünerek değil, zihnindeki anneliğe göre (bu birçok zaman annelere yüklenen tabuları içerir) yaşamaya çalıştığı için bitkin düşüp tükenmiş hissediyor.

Bu duyguyla başa çıkmanın esas yolu zihnimizdeki harikulade anne olma fantezimizi bir kenara bırakıp kendimize, çocuğumuza ve ihtiyaçlarımıza odaklanarak kendi gerçekliğimizle bir dengeye varmaya çalışmaktır. Bunun için olumlu taraflarınızı görebilen ve takdir eden bir iç ses antrenmanı geliştirebilir, mindfulness gibi anda kalma egzersizlerini deneyebilirsiniz.

TOPLUM ÇOCUKLU AİLEDEN ŞİKAYET ETMEK YERİNE AİLEYE ÇOCUĞUNUN BAKIMI İÇİN DAHA ÇOK TAKVIYE OLMALI

Uzman psikolog Oya Çanak

Pandemide komşuların çocuklu ailelere acımasız yaklaşımları dikkatimi çekti. “Çok şamata yapıyoruz! Komşular ne der?” endişesi her ailede mevcut. Toplum olarak çocuğun yumuşak başlı olmasını beklemek, ağladığında anne ve babayı ‘iyi terbiye vermemiş’ olarak etiketlemek gibi tahammülsüz bir tutum içindeyiz.

Çocuklu evde şamata olur. Dışarı çıkması gereken çocuk dışarı çıkması yasaklanınca ağlar. Annesinden babasından tüm gün uzaktan kalan çocuk ağlar. Çok normaldir.

10 bini aşkın danışan portföyü olan biri olarak meslek hayatım boyunca ilk defa danışanım olan bir aileye apartman yönetimi bebeğin fazla ağladığını ifade ettiği için yönetimin aileden özel isteği üzerine rapor yazmak durumunda kaldım. Bunu isteyen ailenin ruhsal durumunu düşünebiliyor musunuz? Normal gelişim gösteren kaygılı mizaçlı bir çocuk için ben apartman yönetimine kiracı olan bu aileyi daireden çıkarmamaları için rapor yazdım. Natürel fakat bu, bebek ve ailesine karşısında toplumsal zorbalıktan diğer bir şey yok. Bu durumda natürel ancak utanması gereken de aile ve çocuk yok. Utanması gereken tahammülsüz, empati duygusu gelişememiş, sevimsiz yetişkin insanlardır.

Ne yazık ancak modern anne-baba ve çocuğu tamamen kapana kısılmış durumda. Toplum olarak çocuklu aileden şikayet etmek yerine aileye çocuğunun bakımı için daha çok destek olmak gibi bir strateji içinde olmamızın ayrıca o aileye hem de insan olarak bize daha iyi geleceğini düşünüyorum.

EV DE ÇOCUK DA İKİ TARAFA AİTTİR

Uzm. Dr. Şirin Seçkin, ‘Bana Hazırlanmış mısın Baba’ kitabının yazarlarından

Küçük bebeklerde emzirme anneye aittir. Ancak baba, bebeği kucağında gezdirebilir, gazını çıkartabilir, uyutmaya muavin olabilir. Kucağına alıp parka götürebilir. Bazen annenin çektiği sütü, gece bebek uyandığında biberonla baba verebilir.

Bebek azıcık daha büyüdüyse, baba uykuya yatmadan önce kitap okuyabilir, masal anlatabilir. Bakım sadece emzirmekten ibaret değildir. Bebeğin bakımına katılan babaların bebekle aynı anne gibi çok özel bir tahvil geliştirdikleri ve bunun da bebeğin psikolojik yapısında önemli rolü olduğu biliniyor.

Daha önce hiçbir yükümlülük almamış bir baba, geçen zamanı telafi edip sorumluluk almaya başlayabilir. Çocuğun derslerine asistan olabilir, ilerdeki hayatını planlamasına destek verebilir…

Aile olmak bir ortaklık kontratıdır. Ortaklıkta her iki tarafın da eşit olması, birbirine saygı duyması, eşit sorumluluk alması ve bu ortaklıktan mutlu olması devamlılığı sağlar. Her iki tarafın da sorumluluk almaları, örneğin ‘Yemeği ben yapayım, sofrayı sen kur’, ‘Bulaşık senin, çöp benim’ gibi paylaşımlar, iki tarafın da evde dinlenmesine katkıda bulunur.

Aksi takdirde evin, babanın uğradığı bir otelden farkı kalmaz. Ev de çocuk da iki tarafa da aittir ve iki tarafın da sorumluluğundadır.

ROMANTİK FEDAKARLIK VE CEFAKARLIK SÖYLEMLERİNDEN VAZGEÇMELİYİZ

Dr. Bahar Eriş, MomTalks kurucusu

Babaların sahada olması çok önemli. Konut içindeki sorumluluklarda baba ‘anneye yardımcı’ olarak konumlandırılıyor. Neden yardım eden olsun fakat? Konut işleri ve çocuk yetiştirme ortak bir mesuliyet.

İşverenler de anne olan çalışanlarına aleyhinde daha halden anlayan ve elastik olabilir. Bu, çalışan annelerin aidiyet duygusunu da arttırır. Aidiyet duygusu verimi arttırır, bu da sonuçta tekrar işverenin lehine olur. Toplumsal destek mekanizmaları da işin bir diğer ayağı. Annelerin özellikle psikolojik desteğe erişimini kolaylaştıracak mekanizmalar fazla manâlı.

Bu çağda annelerin fedakar ve cefakar olduğuna dair romantik söylemlerden vazgeçmemiz gerekiyor. Bu söylemler annelerin karşılaştıkları zorlukları anlatmaya veya aşmaya yetmiyor. Onları sağlamlaştırmak, bilinçlendirmek ve cesaretlendirmek gerekiyor.

SOSYAL DESTEKLER NELER OLMALI?

Pınar Deniz Mermer, klinik psikolog

Çocukların büyürken yalnızca anneye gereksinim duyduğu fikri eski modadır ve bilimsel temeli yoktur. Bilimsel kısma gelmeden önce, ihtiyatlı bir insan, bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerektiğini, eskisi gibi sokakta, komşu ve akrabalarla çoğalma şansı olmayan çocukların, sadece bir ebeveyn figürüne maruz kalmasının ayrıca bakım veren kişi ayrıca de çocuk için ne dek kuvvet olduğunu düşünebilir.

Çocuk geliştirmek önemli bir yükümlülük. Çalışan ebeveynler, gebelikten itibaren çalışma saatlerini yıkmak, doğum sonrası bakıcı ve anaokulu desteği olmak, keza anne ayrıca babaya ücretli müsade gibi haklardan faydalanmalıdır.

Fakat gerekli kaynaklar sağlanmadığı için ebeveynler tercih yerine getirmek zorunda kalıyor. Ebeveynlere maddesel manevi destekleyici ortamlar yaratmak yasa koyucuların sorumluluğudur. Çünkü ruhsal ve maddesel sağlığı uygun çocuklar, sağlıklı bir toplumun temel taşıdır.

Psikolojik, maddi, hatta ekonomik önem kadında. Bu şart ebeveynlerin bitmiş hissetmesine sebep oluyor. Tükenmiş hisseden birey meslek, sosyal ya da aile hayatında sağlıklı bir şekilde var olamaz. Dinç çocuklar geliştirmek için dinç bir köy kurmamız son derece kayda değer.

‘KENDİNİ YALNIZLIĞA TERK ETMEK YERİNE BİRİYLE KONUŞ, DUYGULARIN YÜKÜ AZALIR’

Çiğdem Demirsoy, uzman klinik psikolog, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Koordinatörü

Pandemi sürecinde anneler tamamiyle ne yaşıyor? Duygumuz nedir?

Mükemmeliyetçi kişilik özellikleri, her şeyi eksiksiz yapma çabası, fazla sorumluluk alma eğilimi, kendini ifade etme güçlüğü ve destek isteme becerisinin olmaması gibi nedenler kadınların dermansızlık yaşamasına yol açıyor. Anneler için zihinsel takâtsizlik ve yorgunluk yeni bir şey yok. Bu, pandemi öncesinde de özellikle çalışan kadınlarda sık rastlanan bir sorundu.

Pandeminin nasıl bir etkisi oldu?

Çocuklar okula gidemeyip evde olunca annelerin sürekli bir şekilde bu role ilişkin hizmetleri tahsis etmek zorunda kalması, ek olarak çalışan bir anneyse mesleki sorumluluklarını da aksatmadan sürdürmeye amaçlamak, iş ve konut yaşamı sınırlarının iç içe geçmesi gibi zorluklar kadınların yükünü daha da arttırdı. Ama annelerin tükenmişlik yaşaması bunların yanı sıra kendi şahsiyet özelliklerine ve eşlerinden yeterince takviye alıp alamamasına, yani izdivaç ilişkisinin niteliğine de bağlıdır.

Bütün bunlarla nasıl baş edebiliriz?

Sosyal yardım, tükenmişliğe yol açan stresli durumlarla başa çıkabilmede yardımcıdır. Eşten ev ve çocuklarla ilgili sorumlulukları paylaşma konusunda işbirliği istenebilir.

Nasıl başlayabiliriz?

Diğerlerinin mesuliyet alanına girmesini istediği işleri onlara adamak ve bunlar yapılana değin bir süre beklemek, bu süreyi de kendi ihtiyaçları için değerlendirmekle işe başlanabilir. Benzer anda birden fazla işe yetişmeye hedeflemek yerine öncelik sırasını belirleyip bunları bir bir yerine getirmek da sıkışıklık yaşamayı engeller. Neye ihtiyacı olduğunu önce kendi içinde netleştirip sonradan da bunun için yardım istemek; örneğin, iş arkadaşlarıyla ya da yöneticisiyle konuşmak, görüşme saati değişikliği gibi esneklikler karşılamak işe yarayabilir. Takâtsizlik, bunalmışlık, suçluluk, ümidini yitirme, yeteneksizlik gibi olumsuz duygulara kapıldığında kendini yalnızlığa terk etmek yerine birisiyle konuşmak duyguların yükünü azaltmaya yardımcı olur. Kendine özel bir vakit dağıtmak, gevşeme ve rahatlama için yapılacak aktiviteler, alıştırma, dışarıda yürüyüş de fazla üstünlük sağlayabilir.

ANNELER NE DİYOR?

– Çok yorgunum, bitkinim. Beynim hissiz gibi. Çocuk yetiştirmenin yüzde 90’ı bendeydi, şu anda yüzde 100’ü bile geçti gibi hissediyorum. Bir kahve içimlik vakte neler sığdırmaya çalışıyorum. Her şeyde sorumluluk sahibi defalarca benim, kötü olan her şeyde kabahat benimmiş gibi hissediyorum. Ofisteki kaotik ortamı bile özledim. Pandemi en çok biz anneleri yıprattı. (Duygu Turkuyan)

‘Karar verme sorumluluğu!’ Anlattığım hiç kimse bunu anlamıyor, ciddiye almıyor, “Zaten yapmalısın” diyorlar. (Ülkü Ulu)

‘Karar verme yorgunluğu’ diye adının koyulmuş olması yalnız olmadığım duygusunu verdi. (Beyhan Selçuk)

m Evet, olanlar benim suçum yok. Ancak çocuklarımın gelişimi konusunda kontrolü kaybetmek vesvese veriyor. (Sinem Yaşar)

Korona’ya özel bir durum yok bitkinlik duygusal. Çalışan anneler bunları her gün yaşıyor. Hiç sonsuz bir suçluluk duygusuyla yaşıyorsunuz çünkü işteyken aklınız çocuğunuzda, ezkaza çocuğunuzla ilgili bir durumdan ötürü izin aldığınızda da işinizde kalıyor. İşten eve geldiğinizde de kendinizi çocuğunuza adayamıyorsunuz çünkü ev işleri sizi bekliyor. Siz ‘çocuk da yaparım kariyer de’ masalıyla uyutulurken çocuğunuz büyüyor, siz buna şahit olamıyorsunuz. Keşke ülkemizde de kadınların gerçekte çocuk da kariyer de yapmasını sağlayan bir destek sistemi olsaydı. Güya zamanlı çalışarak kariyer yapmak mümkün olsaydı ve erkeklerimize ev işlerine yardımcı olmanın utanç verici bir şart olmadığı öğretilseydi. (Deniz Alganer)

Yıllardır zararlarından itinayla korumaya çalıştığım bilgisayar ekranı karşısına çocuklarımı saatlerce oturtmak zorunda kalmak ve en dinamik çağlarında vazodaki çiçek gibi solmalarını izlemek bir anne olarak beni çok üzüyor. Evet, olanlar benim suçum değil. Ama çocuklarımın gelişimi konusunda kontrolü kaybetmek kaygı veriyor. (Esra Ateş)

Bütün da hissettiklerimiz bunlar! Durumu kabullenip mükemmeliyetçiliği bir kenara koymamız gerekli. Bizim de kısa da olsa bir ara verme vermeye ihtiyacımız var. (Pelin Sakin)

İhanete uğradıklarını hissediyorlar... Anneler karar verme yorgunluğu yaşıyor
Yorumlar
  1. Selin dedi ki:

    Sonunda kaliteli ve gerçek bir habercilik anlayışı gördüm. Helal olsun.

  2. Nermin süzen dedi ki:

    Neden böyle insanları haber değeri yokken gündeme alıyorsunuz?

ataşehir escort kartal escort pendik escort ataşehir escort göztepe escort kadıköy escort ümraniye escort anadolu yakası escort kadıköy escort göztepe escort pendik escort kartal escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort tuzla öğrenci escort avrupa yakası escort bakırköy escort ataköy escort avcılar escort beylikdüzü escort maltepe escort maltepe 18 yaş escort maltepe 100 tl escort kartal escort erenköy escort maltepe escort 100 tl escort anal yapan escort çin escort fransız escort ataşehir escort göztepe escort maltepe escort kartal escort pendik escort escort bayan ataşehir escort çekmeköy escort istanbul escort acıbadem escort çekmeköy escort kurtköy escort maltepe escort pendik escort kadıköy eskort bostancı escort göztepe escort göztepe escort pendik eskort kurtköy escort kadıköy escort bostancı escort göztepe escort kurtköy escort pendik escort kartal escort çeşme escort urla escort anadolu yakası escort avrupa yakası escort sınırsız escort keçiören escort eryaman escort batıkent escort samsun escort terme escort atakum escort bostancı escort kadıköy escort akyarlar escort göltürkbükü escort gümbet escort dragos escort aydınlı escort kurtköy escort pendik escort