Site Rengi

enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp hdp deva
DOLAR
8,5559
EURO
10,1285
ALTIN
496,76
BIST
1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
34°C
Cuma Az Bulutlu
34°C
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Sıcak
35°C

Fikret Kaplan’ın yazısı: Şu Meriç’i geçtik mi işlenmiş Nurefşanım!

Fikret Kaplan’ın yazısı: Şu Meriç’i geçtik mi işlenmiş Nurefşanım!
05.03.2021 21:22
0
A+
A-

Mart ayının başlarında soğuk bir gün… Fakat bunu hissetmiyor küçücük günahsız bir gönül… O gece de hep kurnaz kalmış… İki günden beri ne kadar uğraştıysa da gözüne bir türlü uyku girmemiş. Minicik yüreği pır pır atıyor… Annesiyle birlikte babasına kavuşmanın düşleri içinde günahsız yavrucuk… 

Tutup elinden annesinin düşmüş yollara. Bataklıklardan, tarlalardan, çalı çırpı arasından her adımını babasına teşebbüs duygusuyla atıyor… Sineklere, böceklere, yılana, çıyana aldırmıyor… unutmuş ormanın vahşiliğini… Zira, insanların vahşiliği bunların hepsini fazla geride bırakmış.
 

Dünyanın ne kadar sıkıntısı varsa güya bu minicik omuzlara binmiş, göğsüne dolmuş, sıkışmış, yüreğinin üzerine tüm ağırlığıyla çökmüş… 

Bakıyor meraklı gözlerle annesine… Bu sefer gerçekten kavuşabilecek mi yıllardan beri göremediği babasına. 

Annesi de kendisine merakla bakan bu yavrucağıza gözleri doymuş batmış şefkatle bakıyor. Başlarında dönen lanetli hadiselerden kurtulmalarına çok az kalmış. Hürriyetle, insanca yaşamaları aralarında yalnızca şu ilerideki Meriç var… onu geçtiler mi işlenmiş… 

‘Az kaldı kızım… eksik kaldı İnşallah.. dua et!’ diyor şefkatli anne. 

Tüm yollar bitap, ülkeden çıkmaktan diğer çareleri kalmamış. 

Yanaklarından süzülen gözyaşlarını sildiğinde yavrusunun da doymuş doymuş gözlerle kendisine baktığını gördü. 

– Şu Meriç’i geçtik mi işlenmiş Nurefşanım! 

Gürültüsüz gürültüsüz ağlıyordu. Koca dünyada yapayalnız olduklarını, üzüntü ve üzüntülerini paylaşacak tek bir kişinin bulunmadığını idrak etmek insanın omuzlarını çökertecek kaygılardı. 

– Eksik kaldı! Meriç’e bir vardık mı gerisi cilalı! Yepyeni bir hayatımız olacak, bundan böyle hiç ayrılmayacağız. Saklanmamıza, kaçmamıza, defalarca korkuyla yaşamamıza gerek kalmayacak. 

Kadıncağız, hüzünlü gözlerle Meriç’in ötesine beslediği bu umutlarla gülüş etmeye çalışıyordu. Ama kendisini ne değin zorlasa da yüzündeki burukluğu, dizlerindeki endişeyi atamıyordu.

Kendileri gibi birkaç kişiyle daha özgür yolundaydılar. Gizli bir nefes edinmek uğruna otuz takvim hayatlarını silerek sadece bir sırt çantasıyla hicrete çıkmışlardı. 

Lakin o ne hüsran… o ne büyük acıydı fakat Meriç’i geçemediler… 

Havayı iyice kaplayan keder kokusu ve sırf anne ve babalarının iyilik yapma düşüncesinden nedeniyle Meriç’e devrilen masum, ufacık bir ceset…

Daima bir tarafı kırılmış gibi duran o günahsız çocuk, kimsesiz ve acayip olduğu bu topraklardan ölümsüz olarak kurtulmuştu. 

Serbest olup babasına kavuşmak için çırpınıp duran ruhu nihayet vücut kafesinden kurtulmuştu. Hukuk ve adaletin tamamen egemen olduğu bir diyara gidiyordu. 

 ‘Dehşetinden çocukların birdenbire ak saçlı ihtiyarlara döndüğü o gün’e (Müzzemmil Suresi,17) aynı bu ağır sürece… Meriç’in azgın sularına dayanamamıştı zavallı yavrucak. Ruhu uçup gitmişti ebedler diyarına. 

Babasını görme hasretiyle tutuştuğu bir dönemde öteye gitti Nurefşan. Ağlamaları, istekleri, sıkıntıları, yalnızlığı, kimsesizliği…

Bebekleri, elbisesi, ayakkabıları, üzüntüleri, gözyaşları…

Annesiyle babasına kavuşma üzerine kurdukları hayalleri..  hepsi geride kaldı. 

Babalarının elinden tutan çocuklara imrenmesi son bulmuştu bundan böyle. Soğuktan titrediği günler, yalnız odada baba sevgisine hasret kaldığı geceler bitmişti. 

yıllarca göremediği babasının kendisini kucaklayacağı zamanı beklemesine lüzum kalmamıştı artık. Başına sevgiyle dokunmasını beklediği o buluşma ahirete kaldı. 

Hangi kalem anlatabilir ama böyle büyük bir acıyı?

Zulümden kaçarken azgın sularda boğulan masum bir yavruyu!

O yürek yakan haberi okudukça acınacak halde kalpleri de dağılıp dışarı giden milyonları… 

Meriç’e düşen o günahsız çocukla birlikte daha kaç kez duygular o nehre yuvarlanıyor… kaç kere ruhlar bükülüyor, gözler doluyor. 

O gözyaşlarıyla yoğurduğun babana kavuşma ümidini nasıl anlatabilirim?

Bu kadar günahsız insanın, ufacık bedenlerin zulme uğradığı diğer bir tayin gösterilebilir mi…?

Yaşanan bu baskı imtihanlar içinde yüzlerce günahsız çocuk göçüp gitti bu diyardan zulümle. Kimisi Meriç’te, Ege’de…kimisi anne ve babasını ziyaret ederken yolda, kimisi kimsesizlik kucağında, hapishanede, zindanda… hatta anne karnında. 

Bu masumları:

“Daima yaşlanmayacak çocuklar.”(Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19) diye tasvir ediyor Yüce Kitabımız.

Bugün hala hapishanelerde, hücrelerde binlerce masum insan var. On binleri aşan günahsız anneler parmaklıklar peşinde. Onların hasretini çeken binlerce çocuk hayal edin. Bunlar da Nurefşan gibi eriyip gitmeden hayattan, uzatın onlara elinizi.
Nasıl mı? Vicdanınızın sesine kulak verin. 

Tertemiz duygular ve halis bir gaye ile hicrete koyulan mefkûre muhacirleri… onların evlatları Nurefşan gibi Meriç’te ahirete yürüdüler; ola ki bedenleri bile bulunamadı bazılarının… 

Allah Têâlâ, bu sıkıntıları bir gün bitirip bahara bitmiş kavuşturacak inşallah. Onlar o tertemiz nesillerin, tertemiz beyanları içinde yâd-ı cemîl olacaklar. O günü algı edenlerin gönülleri inşirahla coşup taşacak:

“Bunlar bu değin hayırhah oldukları, insanlık için koştukları, tüm kopuklukları bir araya getirip dikişler attıkları halde, nasıl olmuş da kendi ülkelerinde bir takım kimseler bunlara karşısında densizliklere girmişler; tehcirlere, tehditlere, hayr kapılarını kapatmalara başvurmuşlar?!. Bu güzel yürüyüşün önünü almaya çalışmışlar?!.. Masumlara bu zulümleri nasıl reva görmüşler?” 

Ey masum, hoş çocuk! Sen, o masum yüreğinle kavuştun Rabbe! Olur Ya senin bu halin en halis bir dua olur geride kalanlar için… 

Fikret Kaplan / Samanyolu Haber

Ruhun şad olsun… Unutulmayacaksın, bir yad-ı cemil olarak daima kalacaksın dillerde… 
 

Yorumlar
  1. Haber meraklısı dedi ki:

    Devletimizin bilime ve bilim adamlarına daha fazla değer vermesi, hakkını net olarak vermesi gerektiğini her platformada belirtmeliyiz.

  2. Semine hanım dedi ki:

    Gerçekten hayret edici, Yazık diyecek söz bulamıyorum.

ataşehir escort kartal escort pendik escort ataşehir escort göztepe escort kadıköy escort ümraniye escort anadolu yakası escort kadıköy escort göztepe escort pendik escort kartal escort kurtköy escort kartal escort maltepe escort tuzla escort tuzla öğrenci escort avrupa yakası escort bakırköy escort ataköy escort avcılar escort beylikdüzü escort maltepe escort maltepe 18 yaş escort maltepe 100 tl escort kartal escort erenköy escort maltepe escort 100 tl escort anal yapan escort çin escort fransız escort ataşehir escort göztepe escort maltepe escort kartal escort pendik escort escort bayan ataşehir escort çekmeköy escort istanbul escort acıbadem escort çekmeköy escort kurtköy escort maltepe escort pendik escort kadıköy eskort bostancı escort göztepe escort göztepe escort pendik eskort kurtköy escort kadıköy escort bostancı escort göztepe escort kurtköy escort pendik escort kartal escort çeşme escort urla escort anadolu yakası escort avrupa yakası escort sınırsız escort keçiören escort eryaman escort batıkent escort samsun escort terme escort atakum escort bostancı escort kadıköy escort akyarlar escort göltürkbükü escort gümbet escort dragos escort aydınlı escort kurtköy escort pendik escort